Cumartesi , 23 Şubat 2019

ÇALINMIŞ HAYALLERİN KIRK FERYADI

36
Bir dağ sessizliğini düşlerdim bazı geceler. O dağın heybeti nasıl da güven verici değil mi; öyle de bir sessizliği hak ederdi. Bir gece olsun duymamak için o korkunç sesleri, dağ sessizliğine bile razıydım belki.

Bak orada bir asker duruyor; görsen, dünyayı kurtarmış sanki. Bir an olsun alamıyorum gözümü, o korkusuz ve kendinden emin bakışlarından. Bir yanda saklanmak için iki büklüm olmuş gövdem; diğer yanda annemle planladığım hayaller, aklımın bir köşesinde. Oysaki umudun ucuna saklanmış bizim hayatlarımız. Ki yıkılan her rüya için, şimdi daha da yanıyor içim. Bir yudum su diye feryat ediyorum.

İçim kan ağlıyor, o başka. Vücudum bir başka yanıyor aşkla. Bir muştu arar gözlerim, işitilmeyen sesim ve de hiç dillenemeyen nefesim. Bir anne çığlığı duyulur belki uzaklarda, benim gibi başka bir yürekten. Her yürek kendi nağmesini haykırır yangınına göre. Bir yangın önümde, söndürülmeyi bekleyen. Ve ben, bu daracık kuytuda bir yudum su dileyen… Gözlerim kapanmak üzere. Anladım ki gelecek olan yok ve asker kıpırdayıp yerinden dönmeyecek bana,

biliyorum. Sonsuz yolu vardı oysaki umutlarımın. O asker forması… Ben de giyecektim, söz vermiştim, ilk anneme gösterecektim giyince. İlk onun sesini işitecektim kulaklarımda. Onun sevinç gözyaşları umut olacaktı bana. Hayallerin, yalnızca hayal olarak kalacağını nereden bilebilirdim? Ve askerin adının dahi anılmasına dayanamayacağımı… Kim bilir kaç küçük yüreğin daha hayali böyle kaçılacak anılar hâline geldi. Çünkü bizim ellerimiz, zalimin avuçlarının arasında. Hayallerimizi saklayan, saklayıp kavuran bir avuç toprak ve bir avuç insan ateşin ucunda… Şimdi kaç gözyaşı gerekir, hangi yağmur yıkar bu karanlığı? Toprak temizlenir de kararan hayatlarımızı verebilir mi geri?

Sahi kaç feryadın gücü yeterdi, gerçekleştirmeye bu hayalleri?

Bu kırk yürek duyurabilir miydi, kırık yüreklere sesini? Belki bir yudum serinlik olsun yeterdi.

İÇİNDEKİLER

Ahmet Haşim Sevim  Ümmetimin Savaşlarla Hayatları Kaybolan Çocukları  1
Aslı Bey  Dertname  4
Aynur Bozkurt  Bir Bahar Bir Güze Ne Diyebilir ki?  6
Ayşegül Sandalcı  Rüyamdan Ebu Hudayr’ın Ekmeğine  8
Bayram Günaslan  Savaşın Çocukları  12
Berrin Güngören  Üç Ali  14
Beyza Takta  Savaş Karasının Kirletemedikleri  17
Cemal Arısoy  Pırlanta Gözlerinden Çekilmiş Dünyanın Renkli Mutluluğu  21
Deniz Şakar  Savaş Meydanında Saklambaç  25
Eda Nur  Kalkan Duygu Savaşı  28
Esma Elif Çağlar  Kömürün Yaktığı Yuva  29
Fatma Eyri  Sana da Kalmaz Bu Dünya  31
Fedai Edifoğlu  Ümmetin Kayıp Çocukları  38
Gülseren Ayhan  Korkma  40
Hatice Altunyurt  Dün, Bugün ve Yarın  43
Hatice Özçelik  Artık İcraat Vakti  48
İsmail Cerrah  Filistin’de Bir Çocuk  51
Kübra Aktan  Kocaman Yürekli Çocuk  53
Kübra Duman  Savaşın Çocukları  55
Mehmet Mete  Savaşın Yorgunlarının Çocuklar Olması Çok Acı Bir Durum  57
Muhammed İkbal Demir  Masumiyet Abidesi: Çocuklar  62
M. Naim Yalçınel  Savaş ve Felaketler Sonucu Hayatları Kararan Çocuklar…  67
Nihat Hüseyin  Ümmetin Yitik Çocukları  71
Nur Yıldızoğlu  Asıl Terörist Kim?  75
Nuray Yılmaz  Cennetin Çocuklarına…  77
Rabia Demirtaş  Bir Ölüm müdür Çocukluk?  79
Rabia Nur Ulu  Planlar, Savaşlar ve Çocuklar  82
Rumeysa Küçük  Savaş, Çocukluğum Sizde mi?  86
Sedef Ergin  Her Yalnızlığın Bir Evi Vardır  90
Songül Demir  Kalbinde Sevgiye Yer Aç  94
Sümeyye Aktaş  Olamadım Çocuk  99
Sümeyye Arıcı  Çığlığın  101
Şühedanur Uzun  Savaşı Yanlış Anladılar  103
Tahir Kaya  Umut Işıltısı  106
Tuğba Kaya  Uyanın Ne Olur  109
Uygur Kızı  İşgal Altındaki Doğu Türkistan Çocukları  110
Ümmet Ünüvar  Gülen Bir Kalbin Yanık Tenleri  113
Yakup Çınar  Hasan ile Hassan  118
Zafer Özdemir  Savaşı Sobeleyen Çocuklar  125
Zeynep Ayşe Aydın  Acundan Pâre Pâre  135
Scroll To Top